cast dırayv. 


peri gazozu

perigazozu

bazen de böylesine denk gelir, şimdilerde hayatın asıl anlamından ne çok uzaklaştığını düşünür, acı tatlı gülümsersin habitatına doğru.


mavi defter no.10

Bir zamanlar gözleri ve kulakları olmayan kızıl bir adam vardı. Saçı da yoktu, dolayısıyla adamın kızıllığı yalnızca birilerinin uydurmasıydı.

Konuşamıyordu, çünkü ağzı yoktu. Burnu da yoktu.

Kolları ve bacakları bile yoktu. Karnı yoktu, sırtı yoktu, belkemiği de hiçbir çeşit iç organı da yoktu. Hiçbir şeyi yoktu. O yüzden gerçekte kimden söz ettiğimizi anlamak bayağı zor.

Bu yüzden, belki de, bu adamdan artık söz etmemek en iyisi.

Daniil Kharms



unutulan/ oğuz atay

“Ben tavan arasındayım sevgilim!” diye bağırdı delikten aşağı doğru. “Eski kitaplar bugünlerde çok para ediyor. Bir bakmak istiyorum onlara.” Son sözlerimi duydu mu? “Orası çok karanlıktır; dur, sana bir fener vereyim.” İyi. Durgun bir gün. Bütün hayatımca sürekli bir ilgi aradığımı söylerdi birisi bana. Gülümsediğimi gösteren bir ayna olsaydı; biraz da ışık. “Bir yerini kırarsın karanlıkta.” Delikten yukarı doğru bir el feneri uzandı. Fenerli elin ucundaki ışık, rasgele önemsiz bir köşeyi aydınlattı; bu eli okşadı. El kayboldu. Ne düşünüyor acaba? Gülümsedi: Gene mi düşünüyor?
Yazının devamını oku »


mavi en sıcak renktir


muht’elif deli

cinaralti5tq

-Ne yani, sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? Sorusuyla devam ediyor.
Sinir ve hayal kırıklığı ikilisinin hangisinin ağır bastığını kestiremeden cevaplıyorum:

-Hayır, ben o öküzü seviyorsam o öküz de beni sevecek! Bu kadar! Diyorum. Ben,arkadaşım ve tüm çay bahçesi bunun öküzce bir cevap olduğu konusunda hemfikiriz sanırım.

Sağ tarafımızdaki, aile çay bahçesine uygunluğuyla dikkatleri üzerine çeken,yediden yetmişe kimi bulmuşlarsa toplayıp getirmiş izlenimi yaratan geniş ailede ufak çaplı kıpırdanmalar oluyor. ‘Öküz’ kelimesinin ruhlarında yarattığı tahribatı birbirlerine bakarak ve onaylamayan göz temaslarıyla pekiştirerek en az iki katına çıkardıklarına bahse girerim. Hakkımda karar veriliyor bile. Benim gibi insanların varlığı onların çocuk geliştirimi konusundaki bilgilerini sımsıkı kavramalarına ve ‘çocuk nasıl yetiştirilir’i çevrelerindekilere anlatırkenki özgüvenlerine katkıda bulunuyor.Ben olmasam onlar bir hiç! Abartmış olabilirim ama temel besin kaynaklarından biri olduğumu söyleyebilirim yine de.
Yazının devamını oku »


Dil Bilgesi

Ragıp Hoca’nın alnından terler boşanıyordu, titreyen sesiyle: “Rıfkı gelen toplara çok güzel vuruyor fakat arkadaşları ile paslaşmadan, pek şahsi oynuyor” dedi. Kalbi gümbürdüyordu. Sanki biri suratına bir şey fırlatacakmış gibi başını yana çevirerek gözlerini kıstı. Çevresindekiler heyecan dolu gözlerle pürdikkat Ragıp Hoca’ya bakıyorlardı. Ragıp Hoca hâlâ yerindeydi. Biri bir alkış başlattı, ötekiler de büyük bir coşkuyla alkışa katıldılar. Ragıp Hoca’nın kurduğu cümle kabul edilmişti…

Dil Bilgesi.


artık kimse kıramaz beni.ben kırarım ben,yaşar usta!